بنين
Open Panel
assam logo 150

 ASSAM®

Adaleti Savunanlar

Stratejik Araştırmalar Merkezi

Derneği

Buradasınız:الدول الاسلامية»حوض المحيط الافريقي»بنين»بنين - ASSAM - Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği

Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği tüzüğünde üyeliği düzenleyen hükümler şöyledir;

 

ÜYELİĞE BAŞVURU

Madde 5 - Dernekler Kanununda belirtilen şartları taşıyan, ASSAM'ın amaç ve ilkelerini benimsemiş ve bu amaç doğrultusunda çalışmayı kabul etmiş herkes Derneğe üye olmak için başvurabilir.

ÜYELİĞE KABUL
Madde 6 - Derneğe üye olmak isteyenler, taleplerini Üye Giriş Bildirimi doldurarak Dernek Genel Merkez veya Şube Yönetim Kurulu Başkanlıklarına iletirler. Dernek Genel Merkez Yönetim Kurulu veya Şube Yönetim Kurulu, üyelik için yapılan müracaatları 30 gün içinde karara bağlar ve başvuru sonucunu yazı ile başvuru sahibine bildirir. Üyelik başvurusu hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedilebilir. Şubeler, üyeliğe kabul edilenleri her ay sonunda Dernek Genel Merkezine bildirir.

DERNEĞİN ADI:

Madde 1.Derneğin adı; “Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği”; 

Kısa adı: “ASSAM” 'dır.

DERNEĞİN MERKEZ VE ŞUBELERİ:

Madde 2. Derneğin (ASSAM) Genel Merkezi İstanbul'dur. ASSAM, yurt içinde ve yurt dışında şube ve temsilcilik açabilir, platform kurabilir ve kurulmuş platformlara üye olabilir. Yurt içinde ve yurt dışında derneklerin kurduğu üst kuruluşlara, federasyonlara ve federasyonların oluşturduğu konfederasyonlara üye olabilir. Yurt dışında dernek kurabilir, kurulmuş derneklere üye olabilir.

DERNEĞİN AMACI:

Madde 3. ADALETİ SAVUNANLAR STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ DERNEĞİNİN;   
Amacı; Müslüman Milletlerin refahı, kurdukları devletlerin bekası, Dünyada barışın tesisi ve adaletin hâkimiyetinin, İslam Ülkelerinin bir süper güç olarak Dünya siyaset sahnesine çıkması ile mümkün olabileceği düşüncesinden hareketle; Müslüman Devletlerin; her biri için stratejik istihbarat etütlerinin oluşmasını, münferit ve müşterek iç ve dış tehdit değerlendirmelerinin yapılmasını, iç ve dış güvenlik plan esaslarının tespit edilmesini ve ortak irade altında toplanması için ihtiyaç duyulan müesseseler ve bu müesseselerin teşkilatlanma esas ve prensiplerinin oluşup gelişmesini sağlayacak fikri çalışmaları yapmaktır.

Öğeyi Oyla
(4 oy)

SURİYE’YE YAPILACAK ASKERÎ HAREKÂTTA

ABD MENFAATLERİ

Suriye’de Kimyasal Silahı kim kullanmış olabilir?

Suriye’de “kimyasal silah kullanılıp kullanılmadığını araştırmak” üzere teşkil edilen Birleşmiş Millet Heyetinin Şam’da bulunduğu sırada, 21 Ağustos 2013 tarihinde, Şam’ın Guta Banliyösünde 1400 kişinin ölümüne ve 3600 kişinin yaralanmasına sebep olan bir saldırı gerçekleşmiştir.

Suriye Muhalefetinden ve bazı diğer batı kaynaklarından, ölüm ve yaralanmalara kimyasal silahların sebep olduğu iddia edilmektedir.

Seri ölümler, yaralamalar ve maktullerin basına yansıyan ölüm şekilleri ve cansız bedenleri dikkate alındığında sinir gazı kullanıldığına kesin gözü ile bakılmaktadır. BM Gözlemcilerinin ayrıntılı incelemeleri sonucunda, kimyasal silah kullanıldığı kesinleşebilecektir.

Ancak bu silahın kimin tarafından kullanıldığının doğru tespitinin yapılacağı kuşkuludur.

BM heyetinin Şam’da bulunduğu sırada, Beşşar Esed’in kimyasal silah kullanması mantıklı görünmüyor.

Muhalefet tarafından kullanılması da, hem bu silaha sahip olmamaları, hem de zarar görenler kendi taraftarları olduğu için, söz konusu olmamalıdır.

Suriye’deki savaşanlar dışındaki bir güç tarafından kullanılmış olması ise, eğer bu kargaşadan büyük menfaatler sağlayarak çıkma imkânı verecekse, mümkün olabilir diye düşünmek gerekir kanaatindeyim.

Salı, 06 Ağustos 2013 14:57

Gezide Kaybolanlar

Yazan
Öğeyi Oyla
(2 oy)

Gezide Kaybolanlar

Musa Üzer

Haksöz Dergisi, Sayı: 168, Temmuz 2013

Gezi Parkı olaylarının üzerinde durulmayı hak edecek birçok boyutu bulunuyor. Kemalizm ile sol-sosyalizmin ittifakının ulaştığı boyut, liberallerin hükümete karşı bu kesimlerle kurduğu işbirliği, ABD’den AB’ye, İsrail’den İran’a eylemleri can-ı gönülden destekleyen güçler, büyük sermaye güçlerinin eylemlerin arkasındayız mesajları, başörtüsü düşmanı ile başörtülünün aynı eylemde yer alması, uydurma ve yalana dayalı ajitasyon ve propagandanın en üst düzeyde kullanımı, gerçeği tersyüz ederek şiddet uygulayanın şiddet mağduru edebiyatını yapması gibi bir çok açıdan konu tartışılabilinir. Bazen bir olayın nasıl algılandığını en iyi dışarıdan bakış yansıtır. Bu bağlamda Gezi Parkı olaylarına Gazze’den Mısır’a, Pakistan’dan Yemen’e, Bosna’dan Afrika’ya dünya Müslümanlarının nasıl baktığı önemlidir. Bütün bu coğrafyamızda en yalın haliyle olay İslam’a ve Müslümanlara karşı şer cephesinin topyekûn harekete geçmesi şeklinde kaygı ve tedirginlikle izlendi. Birçok ülkede Erdoğan’a destek eylemleri yapıldı. Belki de bunların en anlamlısı Kudüs’te Raid Salah öncülüğünde yapılan eylem idi.

Cumhuriyet mitingleri ve 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Abdullah Gül’ün başa gelmesi, aynı dönemde start alan Ergenokon-Balyoz operasyonları ve davalarıyla birlikte şunu gördük. Kemalistler, ulusalcılar ile sol-sosyalistler hızlı bir şekilde söylem ve eylem birliğine girdiler. Aydınlık ve Ulusal Kanal’a yönelik Ergenekon operasyonlarını protesto için İstiklal Caddesinde sol-sosyalist parti ve örgüt liderlerinin öncülüğünde yapılan protesto yürüyüşü ile de olay taçlandırılmıştı. Sol-sosyalistler yaptıkları çözümlemeyle laik Cumhuriyetin kazanımlarının tehlikeye girdiğini ve buna karşı topyekün mücadele edilmesi gerektiğini ortaya koymuşlardı. Bu muhalif cephede de bir kırılma idi. Bütün politikalarını açık bir şekilde İslam düşmanlığı, Müslümanların değerlerine saldırganlık üzerine kurdular. Bu eylemleri yapanlar başörtüsü yasağının kaldırılmasına karşı çıktılar. Nerede bir Müslüman idareci, namaz kılan müdür, öğrenci varsa alçakça bir şekilde haberler yaptılar. Okullarda mescit açılması, İmam-hatip okullarının tekrar açılması, kürtaj düzenlenmesi, okullarda seçmeli Kuran ve Siyer dersleri gibi konularda saldırganlığa varan düzeyde muhalefette bulundular.

Dikkat edilirse bu düzenlemeler, doğrudan kendilerini ilgilendirmediği halde sırf özlerindeki İslam düşmanlığından dolayı karşı çıktılar. En son olarak da Esed/Baas için Türkiye’de eylemler yapıp, Reyhanlı bombalamaları türünden operasyonlarda bulundular. Toplumun büyük çoğunluğunun yani Müslüman halkın sadece bazı taleplerinin siyasal iktidar tarafından karşılanmış olması bile bu çevreleri çıldırtmakta. Buna ilave olarak; askeri vesayete, darbecilere dönük mücadelede kısmen destekleyici pozisyonda bulunan liberal çevreler de tahakküm kurma hevesleri, kibirleri ve kendilerini iktidarın doğal ortağı görme tavrı karşılıksız kalınca son iki yıldır ulusalcı ve sol-sosyalist ittifakla ‘koalisyon görüşmeleri’ne başladılar.

Pazar, 21 Temmuz 2013 00:00

Pakistan Derleme

Yazan
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

 

PAKİSTAN - TÜRKİYE - İSLAM ALEMİ İLİŞKİLERİ

Pakistan, Güney Asya bölgesinde Hindistan'dan bölünerek 1947 yılında bağımsız bir İslam ülkesi olmuştur. İngiliz sömürgesinde Hindistan ile birlikte olduğu dönemlerde, dünyada etkin olan İngiliz kültürü dolayısıyla eğitimini ülke dışında tamamlayan ve bilimadamı yada entellektüel kimliğe sahip müslüman beyin takımı; ülkeleri Pakistan'ın bağımsızlık mücadelesinde, sahip oldukları elit hayat standardını vatanları için terk ederek tersine beyin göçünü gerçekleştirmişlerdir(1)

Pazartesi, 15 Temmuz 2013 15:57

Empati (15 Temmuz 2013)

Yazan
Öğeyi Oyla
(0 oy)

EMPATİ

Ülkemiz bu günlerde çok heyecanlı çok çalkantılı bir yol üzerinde ilerlemeye çalışıyor..Yakın –uzak duygu bütünlüğü yaşadığımız komşularımızda olan (henüz net anlamlandıramadığımız olaylar?!) çalkantımızın ve duygu anaforumuzun biraz daha gerginleşmesine biraz daha sıkıntılıbir düşünce eylemine zemin hazırlıyor gibi. Çevremizdeki alev topu her geçen biraz daha büyümükte ve coğrafyamıza biraz daha yaklaşmakta. . Acil bir bir birlikteliğe ve önemle yakınlaşamaya her zamandakinden daha çok ihtiyacımız olduğu aşikâr.

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Bu Çeşmeden Su İçmek Artık Müslüman'a da Helal

 

Gezi Parkı olaylarından sonra düzenlenen "Milli İradeye Saygı Mitingleri"ne katılım ile Darbe ile görevden uzaklaştırılan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin görevine iadesi için meydanlara dökülüp canını-kanını döken Mısır halkını görünce aklıma meşhur hikâye geldi.


Aslı astarı var mıdır? Bilinmez ama hikâye şöyle;

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

 

İSLAM COĞRAFYASINDAKİ DEĞİŞİM RÜZGARLARI

HALK AYAKLANMALARI:

TUNUS 'ta; işsizlik, yoksulluk ve yolsuzluğu protesto etmek için kendisini yakarak intihar girişiminde bulunan Muhammed Buaziz adlı gencin görüntülerinin yayılması üzerine Ülke sathına yayılan gösterilerin daha da artması ile gösteriler halk ayaklanmasına dönmüş ve Ordu Komutanı General Raşit Ammar’ın göstericilere ateş etmeyi reddetmesi üzerine, 23 yıldır iktidarda olan Zeynel Abidin Ben Ali Ülkesini terk ederek Suudi Arabistan’a kaçmıştır. Ben Ali tarafından fesih edilen hükümetin, Başbakanı  Muhammed Gannuçi, Tunus Anayasasına göre Devlet Başkanlığını üslenmiş; eski hükümetin savunma, içişleri, dışişleri ve maliye bakanlarının yerlerini korudukları ve muhalif liderlerin katılımı ile “Ulusal Birlik Hükümeti” ni kurmuş; ancak tepkilerin sürmesi üzerine bu hükümet istifa etmiştir. Ocak ayı sonunda, Muhammed Gannuçi Başkanlığında geçiş hükümeti kurulmuştur. Başbakan Gannuçi, altı ay içinde seçimlerin yapılarak görevin yeni hükümete devredileceğini açıklamıştır. 

Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (BOP) İLE ABD NE AMAÇLAMIŞ OLABİLİR:

Büyük Orta Doğu veya Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Grubu olarak isimlendirilen Projenin kapsamı içindeki Ülkelerin oluşturduğu coğrafya;

  • Dünya adası olarak isimlendirilen Avrupa-Asya-Afrika Kıtalarını bir kuşak şeklinde ortadan bölen;
  • Elinde bulundurana en önemli deniz geçit ve boğazlarına da egemen olarak Dünya Adasının kuzeyini de güneyini de hava ve deniz güçleri ile kontrol imkânı veren;
  • Birleşmeleri halinde dünya hakimiyet mücadelesinde gerçek söz sahibi olma imkanına sahip olan Müslüman Milletleri, bu emellerini hayal bile edemeyecekleri şekilde, kendi içlerinden çıkaracakları kukla iktidarlarla kontrol etme fırsatı bahşeden,
  • Sahip olduğu enerji kaynakları ve deniz ulaştırmasının kavşak noktaları ile Dünya Ekonomisine yön verme imkânını hep elinde bulunduran,
  • Semavî üç büyük dinin Kutsal Mekânlarını bünyesinde bulunduran,
  • Aynı zamanda da güçlü ekonomiler için vazgeçilmez bir pazar özelliği bulunan,
  • NATO’nun hedefine oturttuğu Müslüman Milletlerin Yurtlarını ihtiva eden,

Elinde bulunduran güce daha nice avantajlar bahşeden bir coğrafyadır.

Öğeyi Oyla
(3 oy)

TSK İÇ HİZMET KANUNUNUN
35' İNCİ MADDESİ
TBMM MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONUNDA

 

İktidar ve muhalefeti ile, 211 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunun 35. Maddesinin değişmesi hususunda ülke sathında bir uzlaşma sağlanmıştır diyebiliriz.

 

Bu madde cuntacılar tarafından darbelere dayanak yapıldığı gibi, darbeci cuntaların oluşmasında da teşvik edici bir unsur olmuştur.

 

Mevcut hali ile “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi, Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.” bu madde;Silahlı kuvvetlerimizin dış güvenlikten ziyade iç güvenliğe yönelmesine, siyasete müdahale etmesine, siyasi iktidarları vesayet altına almasına ve rejim muhafızı gibi görev yapmasına neden olmuştur.

 

Sayfa 22 / 22
ASSAM Uluslararası Hakemli Dergi (ASSAM - UHAD)
Adres: Marmara Mahallesi Hürriyet Bulvarı No:110/H Beylikdüzü / İstanbul / 34524 / Türkiye
Tel : +90 555 000 58 00 eposta: info @ assam . org . tr