Monday, 26 October 2020 10:32

Language Revolution In Uzbekistan

Written by Süleyman Nazif KALAYCI
Rate this item
(0 votes)

Türkiye’den sonraki ikinci en büyük Türk devleti Özbekistan hükümeti Özbek dilini 10 yıl içinde hem hakim hale getirip hem de tamamen Latin alfabesine geçecek. Burada Türkçe ve Özbek Türkçesini karşılaştırıyoruz. Bakalım anlayabilecek misiniz?

Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyaev, Özbek dilinin Kiril alfabesinden Latin alfabesine tam geçişini hızlandırmak için bu hafta bir kararname çıkardı ve Özbek dili için bazı adımlar sundu.  Bir yandan tam olarak Latin alfabesine geçişi öngörmekte diğer yandan da bütün Özbek memurlara bu Kış sonuna kadar Özbek dili sınavını geçme zorunluluğu getirmekte. Öte yandan bir çoğu Rusça ve Farsça dillerini kullanan anaokullarının on yıl içinde yüzde 80’inin Özbek dilinde olması isteniyor.

Özbek dili öz be öz Türkçe’dir, dünyadaki Türki diller denen Türk lehçelerinin kalbidir. Altay grubuna da, Kıpçak grubuna da, Oğuz grubuna da eşit uzaklıktadır. Osmanlı Türkçesiyle birlikte iki zengin edebi dilden biri olan Çağatay Türkçesinin devamıdır. Eskiden bütün Türk dilleri Arap-İran-Türk harfleriyle yazıldığı için Arapça, Farsça kökenli kelimeler aynı yazılmakta, Türkçe kökenli kelimeler de benzer yazılmakta, hatta Nazal N gibi (tüfeng) 1920’lerin sonlarına kadar Arap alfabesiyle yazıldı, ardından Türk dillerinin Latinizasyonunun bir parçası olarak Latin alfabesine geçildi.

Özbek dili Özbekistan’dan başka Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Rusya’da konuşulmakta, yakın dil olan yine Karluk Türkçesi grubundaki Uygur Türkçesi konuşanlarca rahatça anlaşılmaktadır. Kuşkusuz Özbek Türkçesi Anadolu Türkçesine de benzemektedir. Anlaşılmaz ayrı diller değildir.

Komünist diktatör Stalin 1940’ta Kiril alfabesini bu dillere uyarlarken yaptığı şeytanlıkla Türk dilleri giderek birbirinden ayrışmaya başladı. Yaptığı şey aynı kelimeyi farklı Türk lehçesinde apayrı Kiril alfabesi harfleriyle yazılmasıydı. Böylece birbirlerinin kitaplarını, gazetelerini dahi okuyamaz oldular, Türkistan Türkleri bir araya gelince Rusça konuşmak zorunda kaldılar.

1990’ların başlarında, yeni bağımsızlığını kazanan Özbekistan devleti Latin alfabesine geri dönmeye başladı, ancak Kiril alfabesi hala yaygın olarak kullanılmakta. Özbek hakim sınıfı da Stalin’den farklı düşünmeyerek, benim olsun küçük olsun diyerek, Özbek Türkçesi’ni Latin Alfabesine geçerken yine diğer Türk dillerine ters olacak şekilde yaptılar. Taşkent Devlet Üniversitesi’ndeki bir dilbilimci ekibi geçen yıl Latin alfabesine dayanan güncellenmiş Özbek alfabesinin son halini sundu, 29 harf ve sert bir işareti belirtmek için Kiril alfabesindeki kesmeye karşılık gelen 30 karakterden oluşuyor. Ortaya tuhaf bir alfabe çıktı.

Aşağıda Özbek Latin alfabesinde, Türkiye Türkçesinde ve eğer Özbekler Türkiye yazısını alsaydı nasıl olurdu yazılmış üç metni karşılaştırmalı olarak okumanız için sunuyoruz.

Önce zor anlaşılır ve pek verimli olmayan yeni Özbek yazısıyla.

Havo quyoshli edi. Bugun muhabbat kuni dedim. Maydonida ikki kishini ko’rdim. Dedim ichkeriga kiring. Birinchi adom kelib otirdi, suhbatni tingladi. Ikkinchi adom qo’rkib kirmadi. Ichkarida mahalladan boshqalar bor edi. Choylar keldi, men sohbetni boshladim. “Do’stlar, hammamiz turkmiz. Til bir, din bir, madaniyet bir. Nima uchun birleshmeylik? Bu bizning orzuyimiz, tushlar haqiqatga aylansin inshaAlloh.” Ichkeride har bir o’turgan adom boshini chayqadi. Eng so’nggi o’turgan odam kulib, “to’g’ri” dedi. “Bugun men ham sizning Internet gazetesida maqolangizni ko’rdim. Men har doim o’qiman.” Havo qorong’u edi. Yangi choylar keldi. So’ng ular mening uyimni tark etishdi.

Bu da Türkiye Türkçesi:

Hava güneşliydi. Bugün muhabbet günü dedim. Meydanda iki kişi gördüm. İçeri girin dedim. Birinci adam gelip oturdu, sohbeti dinledi. İkinci adam korktu gelmedi. İçeride mahalleden başkaları da vardı. Çaylar geldi, ben sohbete başladım: “Dostlar, hepimiz Türküz. Dil bir, din bir, medeniyet bir. Ne için birleşmeyelim? Bu bizim arzumuz, düşler hakikat olsun inşaAllah.” İçeride oturan her adam başını salladı. En son oturan adam gülüp “doğru” dedi. “Bugün ben hem sizin İnternet gazetesindeki makalenizde gördüm. Her daim okurum.” … Hava karardı. Yeni çaylar geldi. Sonra onlar benim evimi terk etti.

Şimdi Özbekler eğer Özbek lehçesini değiştirmeden Türkiye yazımıyla yazsaydı nasıl olurdu:

Hava kuyaşli edi. Bugun muhabbat kuni dedim. Meydanida ikki kişini kördim. Dedim içkeriga kiring. Birinçi adam kelib otirdi, suhbetni tingledi. İkkinçi adam körkib kirmedi. İçkerida mahalleden başkalar bar edi. Çaylar keldi, men sohbetni başladim. “Döstlar, hemmemiz Türkmiz. Til bir, din bir, medeniyet bir. Nima üçün birleşmeylik? Bu bizning arzuyimiz, tüşlar hakikatga eylensin inşaAllah.” İçkeride her bir öturgan adam başını çaykadı. Eng sönggi öturgan adam kulib, “töğri” dedi. “Bugun men hem sizning İnternet gazetesida makalengizni kördim. Men her daim ökimen.” … Hava karanğu edi. Yengi çaylar keldi. Söng ular mening uyimni terk etişdi.

Gördüğünüz gibi bütün bu dil ayrımları yakın zamanlarda oluşturulmuş yapay ayrımlar. Dil aynı. İki farklı Türk dil ailesinden bile olsa anlaşılması zor değil. Hele ikisi de eski harflerle yazılsaydı zaten o zaman hiçbir sorun olmayacaktı.

Ancak gerek Türkistan Müslüman Türklerini birbirinden ayırıp böl-yönet isteyen büyük güçler, gerekse Türkiye’deki ve Türki cumhuriyetlerdeki Batıyatapar elitler, Türk dillerinin birbirinden ayrık ve farklı ve anlaşılmaz diller olmasından çıkar elde ettiklerini zannederek fitne düzenlemekte, aptalca savlarla bunların birbiriyle ilgisiz diller olduğunu ortaya atmaktadır.

Oysa bu taktikler ne Müslüman Türklerin ne de dünyadaki diğer Müslümanların bu yüzyılda birleşmesine engel olamayacak.

mirathaber.com sitesinden alınmıştır.

 

Last modified on Tuesday, 10 November 2020 11:27
More in this category: « Uzbekistan: The Forgotten Brother
Login to post comments