Cuma, 04 Haziran 2021 09:40

Milli Mücadele Kahramanı Ethem Bey

Yazan
Öğeyi Oyla
(1 Oyla)

Milli Mücadelenin sayısız kahramanı vardır. Fakat bunların çoğundan millet olarak habersiz bulunuyoruz. Bunun en önemli sebebi ise yakın tarih üzerinde yapılan tahrifattır. Gerçekler adeta ters yüz edilmiş kahramanlar hain, sahte kahramanlar yani Sabetaycılar kahraman ilan edilmişlerdir. İşte gerçek kahramanlarımızdan bir tanesi Ethem Bey’dir. İki ağabeyi Osmanlı ordusunda şehit düşmüş, diğer iki ağabeyi de Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olan Ethem Bey, Çerkes sürgünü ile Bandırma’ya yerleşen bir ailenin en küçük oğludur.

Bütün Kafkas halklarında olduğu gibi askerliğe meraklı olan Ethem Bey, Babası izin vermediği için gizlice evden kaçarak Bakırköy Küçük Zabit Mektebi’ne kaydolur. Astsubay olarak katıldığı orduda subaylığa terfi eder. Rus, Irak, İran ve Afganistan cephelerinde savaşarak büyük kahramanlıklar gösterir.

Milli Mücadele yıllarında ise kendi imkânlarıyla oluşturduğu çetesiyle Ege ve Marmara bölgelerinde halka zulmeden Rum çetelerine ve eşkıya gruplarına karşı savaşır. Yörük Ali Efe, Dramalı Rıza, Demirci Mehmet Efe, Parti Pehlivan Ağa ve Gâvur Ali gibi yörenin önemli silahlı güçlerini de yanına çekerek sayısı 5 bini bulan bir Kuva-i Milliye birliği meydana getirir.

Ethem Bey’in kumanda ettiği bu birlikler Milli Mücadele yıllarında çok önemli başarılar elde etmiştir. Daha Meclis açılıp düzenli ordular meydana getirilmeden önce işgal kuvvetlerine karşı en etkili savunma önlemleri alanların başında bu birlikler yer almaktadır.

İşte milletimize mücadele azmi ve onurunu kazandıran kişilerin başında Ethem Bey ve arkadaşları gelmektedir. Milli Mücadele yıllarında Batıdaki ilk başarılı askeri harekatı yine Ethem Bey ve arkadaşları gerçekleştirmiştir.

Menderes nehri önünde Yunan ilerleyişini durdurarak Birinci Dünya savaşında Filistin Cephesinde meydana gelen büyük bozgunun vermiş olduğu yeis ve karamsarlık duygusunun ortadan kaldırılması adına çok önemli başarılar kaydetmiştir.

Ne ilginçtir ki Filistin Cephesinde yaşadığımız büyük bozgunun müsebbipleri olan komutanlar sonradan kahraman yapılırken; Ethem Bey bu sahte kahramanlar tarafından “hain!” olarak ilan edilmiştir.

Hâlbuki Yunan işgali sürerken yapılması gereken işlerin başında işgal altında olmayan bölgelerde düzeni ve güvenliği sağlamak gerekiyordu. Bir taraftan Yunan kuvvetlerine ağır zayiat verdirilirken diğer taraftan milli birlik ve beraberliği sağlamak adına Anadolu’da dirlik ve düzeni sağlamak çok zor bir görevdi. Fakat bütün bu güç şartlara rağmen işgal güçlerine karşı savaşma için gerekli kıvılcım Ethem Bey tarafından yakılmıştı.

Yunan Ordusu’yla girdiği onlarca çatışma ve müsademeden galibiyetle çıkarak milletimizin onurlu mücadelesine en büyük katkılardan birisini vermeyi başaran Ethem Beyi bu sefer çok daha zorlu görevler bekliyordu.

Ankara’da kurulan Meclis Hükümetine karşı Anadolu’nun bir çok bölgesinden isyan hareketleri başlamıştı. Bu isyanlara karşı Meclis’in çıkaracak doğru dürüst bir kuvveti dahi yoktu. Terhis edilmeyen bir kısım birlikler ile Doğu’da Kazım Karabekir ve Halit Paşa Ermenilere karşı savaşıyordu. Güneyde Maraş, Urfa ve Antep’te ise halk; Ethem Bey benzeri kahramanlar vasıtası ile Fransız kuvvetlerine ağır darbeler indiriyordu.

Ethem Bey’den yardım isteği üzerine bu kahraman asker Yunan saldırılarına ara vermek zorunda kalınmıştı. Birinci ve İkinci Anzavur isyanları ile Bolu, Düzce ve Gerede’de ortaya çıkan isyanları bastırma başarısını göstermiştir.

Daha sonra Ankara’daki Meclis Hükümetinin üzerine yürüyen Kuva-yı İnzibatiye kuvvetlerini yenilgiye uğratma başarısını gösteren Ethem Bey; bu isyancıları İstanbul kapılarına kadar kovalayarak daha sonra bu bölgede yeni bir isyan çıkmasının önüne geçmiştir.

Meclis Başkanının ısrarı sonucunda Yunan Askerlerine karşı savaşan kuvvetlerinin bir kısmını alarak Ankara’ya gelmiştir. Ankara tren garında bizzat Meclis Başkanı ve Hükümet Üyeleri tarafından törenlerle karşılanır. Yapılan ısrarlı talepler üzerine Meclis’te kısa bir konuşma yapar. Konuşması mebuslar tarafından sık sık “Milli Kahraman” ve “Milletin Umudu” nidaları ve alkışlarları ile kesilir.

Genelkurmay karargâhı olarak kullanılan Ziraat Mektebi’nde Milli Mücadele esnasında gösterilen ihmal ve başarısızlıklardan dolayı bir çok komutan ile toplantı yapar. Toplantıda alınan tedbirlerin yetersizliği ve yapılan yanlışlıklardan dolayı deyim yerindeyse komutanları küçük birer çocuk gibi azarlar. Bu sert sözler nedeniyle savaşın en sıkışık zamanında bu komutanların kendisini arkadan vurmasına bir zemin hazırlanmıştır.

Yeniden Yunan savaşına döndüğünde ise bu sefer Kaman’dan Tokat’a kadar yayılan “Yozgat İsyanı” başlamıştır. Süvari kuvvetleri ile bir doğuda bir batıda çok zorlu savaşlar veren Ethem Bey çaresiz olarak en seçkin askerlerini yanına alarak bu isyanı da bastırmak için yollara koyulur.

Yozgat İsyanı kanlı çarpışmaların sonunda bastırılır. Fakat çok kayıp verilmiştir. Bu isyanda ihmali olduğunu düşündüğü Vali Yahya Galip Bey’in yargılanmak üzere Yozgat’a gönderilmesini Meclis Hükümeti’nden ister.

Hükümet valiyi görevden alır ancak Yozgat’a göndermemek için elinden her türlü engeli de çıkarır. Bunun üzerine Ethem Bey, bir telgraf çekerek:

“Hakikat ve adalet üzerine bina etmek iddiasıyla kurmaya çalıştığınız yeni düzen daha şimdiden iltimas ve adam kayırıcılık yaparak büyük bir yara almıştır” diyerek Meclis Hükümetine uyarılarda bulunmuştur.

Ne yazık ki yapmış olduğu bu iyi niyetli girişimler tam tersi bir sonuç doğurmuştur. Bu arada Ethem Bey’in başarıdan başarıya koşması siyasi rakipleri arasında her geçen gün artan bir kıskançlığa yol açmıştır. 1877-1878 Rus Harbinde Gazi Osman Paşa’ya karşı gerçekleştirilen kumpas ve hainliklerin bir benzeri bu sefer Ethem Bey’e karşı uygulanır. On binlerce Rus askerini öldüren Paşa, bir türlü ikmal desteği alamamıştır. Baş rolde yine Sabetaycılar yer almaktadır.

Pervasız ve mert karakterinden dolayı kıskanç komutanlar tarafından Ethem Bey ve ona yakın silah arkadaşları itibarsızlaştırılmaya başlanır. Düzenli ordu kuruluyor bahanesi ile kardeşleri de kullanılarak silahlı kuvvetlerdeki gücü kırılmaya çalışılır.

Örneğin bir kısım askerî birliği silahsızlandırılır. Eskişehir’de çıkardığı gazetenin matbaasına el konulur. Yunan işgalcilerine karşı büyük mücadele veren mensubu olduğu Yeşil Ordu Cemiyeti kapatılır.

Ethem Bey’in arkasından çevrilen kumpaslar devam ederken ciddi bir hastalığa yakalanır. Öyle ki ayakta duracak hali kalmamıştır. Buna rağmen yine de Ankara’ya gelmek zorunda kalır.

Ayakta duracak hali olmayan Ethem Bey’den İstanbul Hükümeti’nin temsilcileriyle görüşmelere katılması için Bilecik’e gitmesi istenmiştir. Bu konuda çok ısrar edilince sedyeyle trene bindirilmek zorunda kalır.

Tren Eskişehir’de mola verdiğinde Bilecik’te Topal Osman ve adamları tarafından suikasta uğrayacağı istihbaratını gelmiştir. Bu nedenle yola devam etmez ve bir kısım askerleri ile beraber Kütahya’daki karargâhına geçer.

Ancak Meclis Hükümeti bu tavrı “itaatsizlik” olarak değerlendirecektir. Yunan ilerleyişi sürerken Ethem Bey’in üzerine bir ordu gönderilmiştir.

Bu tavrı gören Ethem Bey Meclis’e telgraf çekerek:

“Millet fakr u sefalet içinde türlü fedakârlıklarla bir hürriyet savaşı verirken, sizler maaşlarınızı arttırmaktan başka ne yaptınız?” mealinde bir telgraf çeker. Telgrafı kürsüden okuyan Meclis Başkanı:

“Bu zat ve biraderlerinin ihanet içinde olduklarını reylerinize sunuyorum” mealinde bir konuşma yaparak oylama ister. Ethem Bey ve ağabeyleri 2 oy farkla “Hain!” ilan edilirler. Üzerine üç koldan saldırı başlatılan Ethem Bey, o andan itibaren Çerkez Ethem olarak anılmaya başlanmıştır.

Bunun üzerine birliklerini terhis ettiğini ilan eden Ethem Bey askerlerine istediklerini yapmakta özgür olduklarını bildirir; kendisi de Manyas yöresine çekilir. Amacı hastalığını tedavi ettirmek için Avrupa’ya geçmektir.

Ancak yaklaşık bir ay sonra Yunan askerleri tarafından izi bulunur ve kuşatılır. Yunanlılar ile yaptığı görüşmeler sonucu Avrupa’ya gidebilmek üzere bir geçiş yolu açılması karşılığında teslim olacağını söyler.

Büyük bir tehlikeyi bertaraf ettiğini düşünen Yunanlı Komutanlar derhal teklifi kabul ederler. Hasta halde teslim olan Ethem bey, kısa bir süre İzmir’de tutulduktan sonra Atina üzerinden Viyana’ya geçer. Burada tedavi olduktan sonra da Ürdün’e gidecektir.

Ethem Bey’in ilk nüvesini kurduğu Kuva-i Milliye birlikleri nihayetinde Yunan savaşını kazanmıştır. Fakat bu kahraman asker hain ilan edilmiş olup yurda dönmesine dahi izin verilmemiştir. 150’likler diye adlandırılan gruba dâhil edilen Ethem Bey; 1938 yılında çıkarılan affa rağmen ülkeye dönmemiştir. Sebebi sorulduğunda ise “adil yargılanma hakkı verilmediğini” öne sürmüştür. Ayrıca affedilme gibi bir durumu asla kabul etmeyeceğini söyleyerek geri dönmemiştir.

Hayata gözlerini yumduğu 1948 yılına kadar tek odalı kerpiç bir binada tek başına yaşamış bu kahraman askeri hala “hain!” olarak anmaya devam ediyoruz. Ders kitaplarında Halit Paşaya “Deli Halit” denildiği gibi Ethem Bey’e de “Çerkez Ethem” yakıştırması yapılarak itibarı ayaklar altına alınmaya çalışılmaktadır. Fakat mızrak çuvala sığmaz. Bu yazılar çarpıtılarak genç nesillerin daha fazla aldatılmasına engel olacaktır.

Fakat her ne kadar karalama ve itibarsızlaşma yapılsa da Ethem Bey’in Milli Mücadele için yaptığı gayret ve fedakarlıklar asla üzeri örtülemeyecek kadar büyüktür. Türk Milleti asla bu büyük kahramanı unutmayacaktır. Zira Milli Mücadelenin öncü ve büyük bir kahramanıdır, vesselam…

Son Düzenlenme Perşembe, 10 Haziran 2021 09:59
Yorum eklemek için giriş yapın