Pazartesi, 29 Mart 2021 14:51

TSK Askeri Okullara Alım Yönetmelik Değişikliğine Dair Basın Açıklaması

Yazan
Öğeyi Oyla
(6 oy)

2001 yılında yürürlüğe giren ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) subay ve astsubay yetiştiren Harp Okulları ile 2003 yılında yürürlüğe giren Astsubay Meslek Yüksekokullarına giriş şartlarını düzenleyen yönetmeliklerde bulunan “Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin, tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması” [[i]][[ii]] hükmü kaldırılmıştır.

Bunun yerine harp okullarına ve Astsubay Meslek Yüksek Okullarına giriş için  “Terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı ya da bunlarla irtibatı olmamak.”[[iii]][[iv]] şartı getirilmiştir.

Malumunuz olduğu üzere Varşova Paktının dağılması üzerine NATO Konsept değiştirmiş ve yeşil kuşak teorisi ile İslam’ı ve İslami değerleri hedef haline getirmişti.

Bunun sonucu olarak TSK de İRTİCA kelimesi üzerine yoğunlaşmış ve özellikle 28 Şubat döneminde inançları gereği dini vecibelerini yerine getiren 1637 Subay ve Astsubayın ihraç gerekçesi olarak kullanmıştır. İhraç endişesi ile de 28 Şubat 1997 sürecinde 10.000 civarında subay ve astsubay Silahlı Kuvvetlerden ayrılmak zorunda kalmıştır. Bir türlü tanımlanamayan, ancak İslami inancını yaşayan, namaz kıldığı görülen, inancı gereği örtülü eş ve anneye sahip olan subay ve astsubayların İRTİCAİ GÖRÜŞLERİ BENİMSEDİĞİ düşüncesi etrafında oluşturulan ittifak ile dindar ve mütedeyyin insanlar TSK’den çıkarılmıştır.  

Türk Silahlı Kuvvetlerinin mensuplarına peygamberlik mesleği anlamında “Mehmetçik” isminin verilmesi inanç değerlerimizin bu meslekte ne kadar etkin ve önemli olduğunu ortaya koymaktadır. “Allah Allah” nidaları ile şehadete gönderdiğimiz Mehmetçiklerimizin referans noktaları şüphesiz inanç değerleri ve peygamberi ocak olmuştur.

Şehitliği bilip inanmayan, ölüm ötesini düşünmeyen, vatanı, devletinin maddi ve manevi değerlerini, dini ve milleti için feda edeceği canının karşılığında ebedi hayatı ve cenneti kazanacağına inanmayan insanlar savaştaki vazifesini yapmak için hayatını ortaya koyabilirler mi?

İslâmî duyarlılığı olmayan, şehitliğin hükümlerini bilmeyen ve ahirete iman şuuru oluşmamış insanlara, seve seve canını feda edebilmesi için ne vaat edilebilir ki?

Savaşın olağan dışı şartlarında vazifesini yerine getirmek için ihtiyaç duyduğu manevî güce sahip olabilmesi için, hangi dine mensup olursa olsun ülkelerin askerlerinin DİNDAR OLMASI gerekir.[[v]]

Bugün ABD ve gelişmiş Avrupa ülkelerinin silahlı kuvvetleri başta olmak üzere dünya ülkelerine mensup orduların büyük ekseriyetinde dini bir müesseseleşme ve din işleri subaylıkları mevcut bulunmaktadır.

Stratejik/Operatif veya taktik seviyedeki komutanlıklar, savaş halinde uygulayacağı muharebe şeklini tespit etmek için kendi kuvvetleri ile hasmının gücü arasında bir mukayese yapmak durumundadır. Komutanlar, Maddi olarak asker sayısı, teşkilâtı, ana muharebe araç ve silahlarını v.b. sayısal ve etkinlik bakımından nispi durumunu ortaya koyduktan sonra, tarafların moral gücünü de muhakemesine dâhil ederek karara ulaşırlar.

Bir komutanın taarruz kararına ulaşabilmesi için düşmanından en az bir misli üstün olması gerekmektedir.

Müslüman Türk Orduları kazandıkları savaşların hiçbirinde sayısal olarak düşmanına üstünlük sağlayamamıştır. Onları manevi değerleri ve sahip oldukları İslâmî inançları düşmanına nazaran nispi üstünlüğe ve zafere ulaştırmıştır.

Türklere Anadolu'nun kapısını açan 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı, Yeni Çağ'ın başlangıcı sayılan 1453 yılındaki İstanbul'un Fethi, İstanbul’un bu gün elimizde kalmasını sağlayan I. Dünya Savaşı'ndaki Çanakkale MuharebeleriOsmanlı İmparatorluğu'nun üzerine Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasını sağlayan Kurtuluş Savaşı, hep sayısal olarak birkaç misli fazla ordulara karşı kazanılan zaferlerdir.

Ancak maalesef özellikle 28 Şubat sürecinden sonra İslâmî inancını yaşama tarzı gericilik (İRTİCAİ FAALİYET) sayılmış, modern ve çağdaş bir ülke olmanın önünde engel olarak değerlendirilmiştir. Başı örtülü anneler asker evlatlarını ziyaret için geldikleri kışlalara sokulmamış; başı örtülü subay ve astsubay eşleri evlerinden çıkamaz duruma getirilmiş; ordu evleri, askeri gazinolar ve kışlalara alınmamış; inancını yaşama gayreti içinde olan subay ve astsubaylar askeri lojmanlara girme haklarını kullanmaktan çekinir hale getirilmiş ve horlanmış; siciller bozulmuş, mesleki gelişimleri için hakları olan kurslara alınmalarına, harp akademisi öğrenimi yapmalarına mani olunmuş ve İRTİCA yaftası ile subay ve astsubaylar Silahlı Kuvvetlerden ihraç edilmiştir.  2007 yılında Başbakanımızın eşi Emine Erdoğan Hanımefendi, başı örtülü olduğu için Gülhane Askeri Tıp Akademisi Hastanesinde hasta ziyaretinde bulunması engellenmiştir.

İddia edildiği gibi bu değişikliğin bazı kesimlerce TSK’yı ele geçirmesine fırsat sağlayacağı hususu tamamen gerçek dışıdır. Şayet iddia edildiği gibi irtica ile ilişkilendirilen yönetmelik maddesi bu gibi durumların önüne geçecek olsaydı bu millet 15 Temmuz darbe kalkışmasını yaşamamış olurdu. Bilakis bu tanımlama FETÖ terör örgütünün TSK içerisinde gizlenmesine ve yapılanmasına fırsat vermiştir.[[vi]]

Bu yönetmeliğin hayata geçirilmesi ile TSK’de; milli ve manevi değerlerine bağlı, vatanı ve milleti için çalışan ve gerektiğinde seve seve bu uğurda can verecek İslâmi inancını yaşama gayreti içinde olan mütedeyyin insanlar tehdit olarak görülmeyecek, ancak FETÖ benzeri dini grup ve örgütlerin silahlı kuvvetlerimizde kadrolaşması önlenecektir.

Yapılan değişikliği takdir ediyor, ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyoruz.

29.03.2021

ASSAM Yönetim Kurulu

 

 [[i]] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2001/09/20010927.htm#4

[[ii]] https://kms.kaysis.gov.tr/Home/Goster/35478?AspxAutoDetectCookieSupport=1

[[iii]] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/03/20210323-3.htm

[[iv]] https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/03/20210323-2.htm

[[v]] https://asder.org.tr/yazarlarimizin-makaleleri/6004-ordular-dindar-olmalidir

[[vi]] https://www.adnantanriverdi.com/index.php/siyaset-konulari/ic-siyaset/355-darbelerin-dayanagi-20-nisan-2004.html

Son Düzenlenme Çarşamba, 31 Mart 2021 22:40
Yorum eklemek için giriş yapın