Monday, 24 August 2020 00:00

Cuma'dan Sonra 'Türkiye Çağı'

Written by
Rate this item
(1 Vote)

Başkan Erdoğan’ın “müjde ”sini Akit’e değerlendiren uzmanlar, Türkiye’nin sahadaki güçlü adımlarının en ciddi neticesini aldığını ve yeni bir çağın başlayacağını söylediler.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde tarihi misyonunu yeniden üstlenen Türkiye’nin sahadaki proaktif stratejisi, kazanımları da beraberinde getiriyor. Batılı devletler karşısında el pençe divan durmak yerine hangarlara girip geceli gündüzlü çalışma neticesinde yerli ve milli teknoloji üreten Türkiye, Doğu Akdeniz’deki krize anında müdahale ederek sismik arama faaliyetlerine girişmesi sonucunda büyük çaplı doğalgaz yataklarına ulaştı. Başkan Erdoğan’ın cuma günü müjde olarak açıklayacağı tarihi gelişmeleri uzmanlar, “Türkiye’nin yeni çağının başlangıcı” olarak değerlendiriyor.

Sahada aktif oldukça Allah önümüzü açıyor                                                    

Akit’e konuşan Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASSAM) Strateji ve Güvenlik Uzmanı Emk. Kurmay Albay Ali Coşar, Türkiye Yüzyılı’nın cuma gününden itibaren başlayacağını söyledi. Stratejist Ali Coşar, “Cumhurbaşkanımız büyük ihtimalle yeni ulaşılan enerji kaynaklarının müjdesini verecektir. Bilim adamlarının 21’inci yüzyılın Türkiye Yüzyılı olacağı yönünde tahminleri vardı, buna aynen katılıyorum ve Türkiye Yüzyılı’nın cuma gününden itibaren resmen başlayacağına inanıyorum. 24 Temmuz Cuma günü Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesiyle başlayan sembolik hamleler, 21 Ağustos Cuma gününden itibaren açıklanacak müjde ile devam edecek.Bu eksen değişikliği değil eksen yükselmesidir. Türkiye süper güçlere kafa tutarak yükselmektedir. Sahada aktif olan Türkiye’nin, Allah’ın yardımıyla önü açılıyor.” dedi.

Tarihi misyonumuzu yeniden yükleniyoruz

Türkiye enerji ihtiyacını hep ithalat yoluyla karşılamak zorunda kaldığına vurgu yapan Ali Coşar, “Enerji konusunda son 18 yılda büyük atılımlar gerçekleştirildi. Şu an ülkemizde dünyanın en büyük hacimli elektrik üreten güneş enerjisi tesisinin adımı atıldı. Ayrıca, Suriye’de Afrin, İdlib, Cerablus gibi bölgelerde yapılan başarılı operasyonlar. PKK gibi terör örgütlerine karşı aktif mücadelede hiçbir alan bırakmayan strateji. Yerli SİHA, İHA ve birçok savunma sanayi üretimi. Rüzgar enerjisine de, güneş enerjisine de, nükleer enerjiye de ağırlık verilmesi. Akdeniz ve Ege’de haklarımızı yedirmeyerek yürüttüğümüz sismik araştırma faaliyetlerimiz. Tüm bunlara bütün olarak baktığımızda yakın ve uzak tarihi misyonumuzu yeniden yüklendiğimizi görüyoruz.” şeklinde konuştu.

Cuma'dan itibaren Kızıl Elma yürüyüşü başlıyor

Türkiye artık enerjide de, savunma sanayi ihtiyaçlarında da dışarı bağımlı kalmayacak. “ sözlerini sarf eden Coşar, şöyle devam etti: “Doğalgaz kaynaklarıyla gücüne güç katmış olacak olan Türkiye, kısa sürede G20’de ilk 10 ülke arasına girecektir. Yakında yerli savaş uçaklarımızı da Allah’ın izniyle yapıyor olacağız. Tek umudu Türkiye olan mazlumların duası kabul oluyor. Coğrafyamızdaki akan kanı durdurabilecek, gözyaşlarını silebilecek bir Türkiye geliyor. Müslüman olsun gayrimüslim olsun, dünyaya şefkat ve adalet dağıtacak Türkiye geliyor. Kızıl elma yürüyüşü Cuma gününden itibaren daha net olarak başlayacaktır.”

Coşar, Türkiye güçlenirse adalet mazlumlar güçleneceğini ifade ettiği konuşmasını, “Tüm Müslümanların ay yıldızın gölgesinde huzur ve sükun içerisinde yaşayacağı günler yakındır inşallah.” cümlesiyle noktaladı.

Tüm zenginliklerimize yeniden ulaşıyoruz

Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi (SASAM) İstanbul Danışma Kurulu Başkanı Muhammed Taha Gergerlioğlu, enerji alanında büyüyen Türkiye’nin güvenlik politikalarının da ivme kazanacağını söyledi. ASSAM Danışma Kurulu Başkanı Gergerlioğlu, “Doğal kaynaklar, doğal rezervlerle ilgili ciddi bulgular var. Büyük devlet olma statüsünü bu konuda Türkiye, saklanmış veya gizlenmiş tüm zenginliklerine ulaşıyor. Akdeniz bölgesindeki kumpası çözmek, mükemmel bir şeydir. Buna yeni politikalar eklemek gerekiyor. Önce Osmanlı, sonra ümmet ve nihayetinde tüm insanlık coğrafyasına bakmamız lazım. Devleti yönetme biçimi Büyük Türkiye olarak değişecektir, değişmiştir. Büyük devlet olma özelliklerini yeniden kazanıyor. Bununla birlikte refleksleri de değişiyor.” diye konuştu.

Meydan okuyoruz

Türkiye’de bu refleksleri kullanınca, diğer devletlerin gözde ve kalpte oluşturulan büyük güçler olmadıkları hissedilmeye başlandı.” diyen Gergerlioğlu, “Ayrıca ciddi özgüven sağlandı. Ve başkanlık sisteminin avantajı olarak ‘direkt karar alma’ mekanizmasının işlemeye başlaması, bürokrasi hantallığından kurtulmayı sağladı Türkiye’ye. Kızılelma oluşturulmaya başlandığından beri bütün azaları dirilen bir ülkedir artık Türkiye. Birinci dünya savaşı sonrası şok geçiren ülkemizin şoktan kurtulma şeklidir bu günler. Hükümetin misyon politikası etkisini hızla gösteriyor. Bundan sonra Türkiye yeniden büyük bir kulvar içerisine giriyor. Tarihindeki misyonunu tekrar elde ediyor. Kafa kafaya meydan okuyuşlar devam edecek. Türkiye meydan okuyarak büyüyen bir ülke oluyor.” dedi.

Batı'ya Osmanlı Doğu'ya Selçuklu politikası

Ekonomisi büyüyen ve yeraltı kaynakları zenginleşen ülkelerin dış tehdidinin de daha fazla olduğuna dikkat çeken Gergerlioğlu, “Anadolu merkezli olarak ciddi bir güvenlik konsepti gerekiyor. Akdeniz, Balkanlar, Kafkaslar, Suriye, Irak, Cibuti, Libya’ya kadar uzanan coğrafyada güvenlik politikası oluşturulması demek Anadolu’da rahatça oturmak demektir. Bugün bu yapılıyor. Türkiye Ankara’dan Batı’ya doğru Osmanlı politikalarını uyguluyor, Ankara’dan Doğu’ya doğru da Selçuklu politikaları uyguluyor. Yeni dönemin bu güvenlik konsepti bence çok doğru ve yerindedir.” ifadelerini kullandı.

 

Alıntıdır:https://www.yeniakit.com.tr/haber/cumadan-sonra-turkiye-cagi-1365548.html

Read 75 times Last modified on Monday, 24 August 2020 14:00
Login to post comments